Havza Haber Ajansı muhabirinin aktardığına göre, İlim Havzaları Genel Müdürü Ayetullah Ali Rıza Ârafî, Kum’da Yaveran-i Mehdi (a.c) Kompleksi’nde düzenlenen İlim Havzalarının Dokuzuncu Bilimsel Yarışmaları Kapanış Töreninde yaptığı konuşmada, Kum İlim Havzası’nın tarihî ve medeniyet kurucu konumuna değinerek şunları vurguladı: “İlim havzasının kimliği ve varoluş felsefesi, Mehdeviyet ve bekleyişle kurduğu derin bağda yatmaktadır ve işte bu bağ, ilim havzasını dünyanın diğer ilmî ve dinî merkezlerinden ayırmaktadır.”
Ülke İlim Havzaları Müdürü, Şaban ayının mübarek günlerini ve mübarek Ramazan ayının arifesini tebrik ederek, bu iki ayı “Allah’a doğru manevî yolculuk ve manevî yücelişe hazırlık için eşsiz bir fırsat” olarak nitelendirdi ve şöyle devam etti: “Şaban ayı maneviyat zirvelerine sıçrama tahtasıdır; Ramazan ayı ise havza talebeleri ve âlimleri için özel bir kazanç ve gelişim ayıdır.”

Kum İlim Havzası’nın Kurucusunun Vefat Yıl Dönümü, Şiîlik Tarihinde Bir Dönüm Noktasıdır
Ülke İlim Havzaları Müdürü, bu törenin Kum İlim Havzası’nın kurucusu merhum Ayetullah el-Uzma Hacı Şeyh Abdülkerim Hâirî Yezdî’nin (r.a) vefat yıl dönümüyle aynı zamana denk gelmesine işaret ederek, İslam İnkılabı Rehberi’nin öncü konumdaki havzaya dair mesajından bölümler aktardı ve şöyle dedi: “İslam İnkılabı Rehberi, Kum İlim Havzası’nın kuruluşunu İran’da din tarihinin en karanlık gecelerinde parlayan bir yıldızın doğuşu olarak tasvir etmiştir; o dönemde Rıza Han diktatörlüğü, bütün gücüyle dini ve ruhaniyeti ortadan kaldırmaya çalışıyordu.”
Ayetullah Ârafî sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayetullah Hâirî’nin (r.a) en büyük mahareti, “ilim havzası” adıyla canlı, dinamik ve medeniyet kurucu bir kurum inşa etmesiydi; öyle bir kurum ki, ağır baskılara rağmen yalnızca ayakta kalmakla yetinmedi, aynı zamanda bağrından İmam Humeynî (r.a) gibi bir güneş doğdu ve İran ile İslam dünyasının tarihî seyrini değiştirdi.”
İlim Havzası Büyük Bir Emanettir
Bilimsel yarışmalara katılan talebeler ve seçkinlere hitap eden Ayetullah Ârafî, şu vurguda bulundu: “Bugün ilim havzası, siz geleceği inşa edecek nesillerin omuzlarına yüklenmiş büyük bir emanettir ve bu tarihî ve medeniyet kurucu sürecin devamından doğan sorumluluk, her zamankinden daha fazla havzanın genç ve seçkin kuşağının omuzlarındadır.”
Şii Düşüncesinde Mehdeviyet Teorisinin Temellendirilmesi
İlim Havzaları Genel Müdürü, Mehdeviyetin konumunu açıklayarak “Mehdeviyetin köklerine dair beş daireyi izah etti ve şöyle dedi: “İnsanlığın geleceğine dair umutlu bakış, fıtrî ve insânî bir köke sahiptir; bu anlayış, dinlerde özellikle de tevhidî dinlerde ve ardından İslam’da daha açık ve daha derin bir biçimde tezahür etmiştir.”
Ayetullah Ârafî sözlerini şöyle sürdürdü: “Şiî düşünce ekolünde Mehdeviyet, en üst düzeyde belirginlik ve şahsiyet kazanır; zira bu düşünce yalnızca tarihsel bir vaat değil, her ne kadar gaybet perdesi arkasında bulunsa da, varlık (tekvin) ve hüküm koyma (teşri‘) alanlarında etkili ve yol gösterici olan diri ve hazır bir masum imamın varlığına dayanmaktadır.”
Ayetullah Ârafî şunu vurguladı: “Şii düşüncesinde Mehdeviyet, insanlığın geleceği ve nihai insanî medeniyet için açık bir yol haritasına sahiptir ve bundan da önemlisi “bekleyiş” kavramıyla iç içedir; öyle bir bekleyiş ki bütün dinî yükümlülüklerin ruhunu oluşturur ve her çağda müminlerin bireysel ve toplumsal hayatına yön verir.”
İlim Havzasının Dünyanın Diğer İlmî Merkezlerinden Ayrışması
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi olan Ayetullah Ârafî, dünyada çok sayıda ilmî ve dinî merkezin bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Şii ilim havzasını bütün bu merkezlerden ayıran temel unsur, Mehdeviyet ve bekleyişle kurduğu derin bağdır. Havzada eğitim, araştırma, ders verme, tebliğ faaliyetleri ve hatta bilimsel yarışmaların felsefesi dahi ilahî hidayet ve velayet merkezine bağlanma esasına dayanmaktadır."

Seçkinlikten Kaynaklanan Risklere Karşı Uyarı
İlim Havzaları Genel Müdürü Ayetullah Ârafî, havza seçkinlerinin konumuna değinerek seçkinlikten doğabilecek risklere karşı da uyarıda bulundu ve şöyle dedi: “Yetenek ve kabiliyet, ilmî mücahede ve ahlâkî arınma ile birlikte olmazsa; kendini üstün görme, gevşeklik, acelecilik ve ihmalkârlık gibi olumsuzluklara yol açabilir.”
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi olan Ayetullah Ârafî, şu vurguyu yaptı: “Deha, sürekli çalışma ve gayretin yerini tutmaz; genç talebeler, gençlik dönemlerini azamî ilmî ve fikrî çabaya adamalıdır.”
Medeniyet Kurucu Bir Söylem ve Batı’nın Fikrî Düzenine Meydan Okuma: İslam İnkılabı
Ayetullah Ârafî, İslam İnkılabı’nı salt bir siyasî dönüşümün ötesinde değerlendirerek şunları söyledi: “İslam İnkılabı, dünyanın felsefî, epistemolojik ve medeniyet temelli denklemlerini sorgulamaya açmış ve modern Batı medeniyetinin mantığına karşı yeni bir düşünce ortaya koymuştur; bugün bu düşünce, evrensel ve fıtrî kapasitesi nedeniyle yoğun baskılar ve düşmanlıklarla karşı karşıyadır.”
İlim Havzaları Genel Müdürü sözlerini şöyle sürdürdü: “İslam İnkılabı, dünyanın fikrî mevzilerini fethetme gücüne sahiptir ve işte bu potansiyel, müstekbir güçlerin korkusunun temel kaynağını oluşturmaktadır.”
Havzanın Halk, İnkılap ve Rehberliğe Topyekûn Desteği Vurgusu
İlim Havzaları Genel Müdürü, ilim havzasının açık ve yekpare tutumuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İlim havzası, bütün kademeleriyle halkın yanında yer almakta, İslam İnkılabı’nı savunmakta ve İslam İnkılabı Rehberi’ne kararlı bir şekilde destek vermektedir; tehditler, baskılar ve fitneler karşısında İslam’ın ilkeleri, dinî halk egemenliği ve ülkenin bağımsızlığı doğrultusunda direnişini sürdürecektir.”
Ayetullah Ârafî konuşmasının sonunda şunları kaydetti: “İran milleti ve özellikle gençleri, ilahî ve inkılapçı idealleri savunmaya hazırdır; düşmanlar bilmelidir ki bu millet, haklı ve temel duruşundan asla geri adım atmayacaktır.”












yorumunuz